Belkacem: “ME TOO” Sözü Özgürleştirdi Ama Küresel Destek Bulamadı

Fransa’nın Kadın Hakları ve Eğitim Bakanlıkları görevlerini yürütmüş olan, IPSOS Küresel İlişkiler CEO’su Najat Vallaud-Belkacem, Woman TV'de Ahu Özyurt’un sorularını yanıtladı. Belkacem, kadın hareketinin geleceğini ve Me Too hareketini yorumladı.

Belkacem: “ME TOO” Sözü Özgürleştirdi Ama Küresel Destek Bulamadı

AHU ÖZYURT: Siz kadın konusunda uzun yıllar emek verdiniz. Kadın hakları konusunda Avrupa’da ve Fransa özelinde geldiğimiz yeri yorumlar mısınız?

BELKACEM: Elbette zevkle. Fransa’da da uzun süredir aslında hukuk üzerinde yasal olarak ayrımcılık yasak diyebiliriz. Geçmişe kıyasladığımızda işe girmede, bankada hesap açmada zorluk vesaire bunlar geride kaldı. Ayrıca siyasette de kadını destekleyen, kotalar veren, işyerlerinde ayrımcılığı yasaklayan yasalar var. Bütün bunlara rağmen eşitsizlik devam ediyor. Benim de bakanlığım süresince çabam, süreçleri değiştirmek, düşünce yapısındaki blokajları açmak için uğraşmak oldu. Kadının ve erkeğin yaptığı işlerden dolayı sosyal hayata yerleşmiş önyargı ve engelleri kırmaya uğraştım

BELKACEM: Somutlaştırırsak, bizde Fransa’da bile kadın ve erkek arasındaki maaş farkı en az %25. Ayrımcılık yasak desek de, kadınlar erkekler ile aynı işleri yapmıyor, daha düşük maaşlı işlerde kullanılıyor kadınlar. Bazı alanlarda yoğunluktalar bakım, sağlık gibi. Yine aynı şekilde kariyerleri de erkeklerinki gibi yürümüyor, evlilik ve çocuk ya da yaşlı bakımı için ara veriyorlar. Üçüncü olarak da kadınlar bir noktadan sonra kendilerini sansürleyip daha üst pozisyonlara talip olmayı bırakıyor, “nasılsa reddedilirim” diyerek ilerlemek istemiyorlar. Bu üç örnek bize gerçek engelin aslında mentalitede olduğunu ve sosyal yapıdan kaynaklandığını gösteriyor.

BELKACEM: Ben de tam bu nedenle ben de Kadın Hakları Bakanlığım süresince okullarda bu düşünce yapısını değiştirmek için çalıştım. Kadın ve erkeğin aynı meslekleri yapabileceğini yerleştirmek gibi, bilimle uğraşan kız öğrenci sayısını mühendislik eğitiminde kadının yerini arttırmak için. İkinci olarak, ücretli izin konusunda yoğunlaştım ki, babalar da doğum sonrası izin alsın, bakıma katkıları olsun ki kadın da erken dönebilsin diye. Üçüncü olarak da şirketlerde bu kültürü yerleştirmek, kadın kotaları açtırmak, yönetim kurullarında kadın sayısını arttırmak için çalıştım.

AHU: Peki bu üç alandan hangisinde sizce en fazla aşama kaydetme şansınız oldu?

9:30- 9:51  Kadın Hakları bakanlığı sonrasında Eğitim Bakanlığı yaptığım için en etkili sonuçları eğitimde aldım diyebilirim çünkü uzun vadeli sonuç için eğitim ile başlamak şarttı.

AHU: Bütün dünyada hızla büyüyen “ME TOO” hareketi hakkında fikrinizi merak ediyorum. Çünkü bu konu tartışmalı hale geldi. Bazı entellektüeller, bu hareketin Kadın hareketinin yıllarca uğraştığı pekçok sorunun üstünü örttüğünü düşünüyor. Fransız sanatçılardan prensip olarak karşı çıkanlar bile oldu.

BELKACEM: Ben Me Too hareketine olumlu bakıyorum çünkü, bir sorunun, ki sadece taciz de değil mesele, evrenselleşmesine hız kazandırdı. Burada da aslolan bir eşitsizlikti çünkü. Hollywood gibi bir yerde en güçlü kadınların bile iyi roller için tacize uğradığı, eşit maaş alamadığı gerçeği ortaya çıktı ve sözü özgürleştirdi. Zengin güçlü kadına bir şey olmaz ön yargısı da kırıldı. Bir yıldızla bir süpermarket çalışanının derdinin ortak olduğunu gösterdi.

BELKACEM: Ama bir önemli veriyi paylaşmak isterim. Biz İPSOS olarak bir araştırma yaptık ME Too dalgasından hemen sonra. Nasıl bakılıyor diye. Çok şaşırdık ki, bakış olumsuzdu. İnsanlar bu fenomene şüpheyle bakıyordu. Tam bir dayanışma ruhu oluşmadı. Evet, söz özgürleşti ama bir o kadar da soru işareti yarattı. “Acaba kadının da payı var mıdır” diye. Bunu niye söylüyorum? Çünkü kadın hakları her gün verdiğimiz bir mücadeledir. Bisiklet gibi, düşmemek için sürekli pedal çevirmek gerekir. Bazen bir dalga gelir, ona tepki de gelir. Ama siz sürekli canlı tutmalı ve ilerletmelisiniz. Hep direnenler olacaktır. Burada Medyaya, stk’lara büyük rol düşüyor.

AHU: Benim sorularım bu kadar ama sizin özellikle kadına yönelik şiddet konusunda neler söylemek istersiniz? Bu konuyla mücadele küresel bir iş sonuçta.

BELKACEM: Benim için çok ciddi bir konu ve Medeni ülkelerde yok, ileri demokrasilerde yok deniyor. Hiç doğru değil. Kadına yönelik şiddet dünyanın her yerinde sorun. Her üç kadından biri şiddet görüyor dünyada. Norveç, İsveç ve Danimarka’da bile sorun. Toplumun çok derininde kökleşmiş bir mesele. Şimdiki sıkıntı, dünya bu meseleyi küçümsüyor ve de kanıksıyor. Zihniyette sıkıntımız var. Evde yaşanan bir saldırı, sokaktaki bir saldırı gibi görülmüyor. Polis o muameleyi yapmıyor, yargı, hakim “evin içinde” olmuş, barışın gitsin diyor. Hukuk cezası var diyor ama uygulamada hala sorunlar var. Medya da gereken önemi vermiyor, küçük görüyor kanıksıyor.

BELKACEM: Sonuç olarak söylemek istediğim, suça bakışımızda açık ve gerçekçi olmalıyız. Mağdurun o şiddet çarkını kırması çok zordur. Psikolojik destek şarttır. Bu da ancak zihniyet değişimi ile olur. Biz mesela Fransa’da bir yasa çıkardık, “şiddet uygulayan erkek evi terkeder, kadın gitmez” dedik. Ne zaman polis, hakim, doktorlar ve medya bu suçlara eşit muamele yapar o zaman gerçek caydırıcılık ortaya çıkar ve kadınları koruruz.

AHU: Sayın Bakan çok teşekkürler.

 

Bu haber toplam 465 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.