Üç Boğaziçili kadın araştırmacı en kritik organımız için çalışıyor

Bu yıl TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı 2247-A Ulusal Lider Araştırmacılar Programına, Boğaziçi Üniversitesi’nden seçilen üç genç bilim insanından biri de kimya bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Huriye Erdoğan Dağdaş oldu.

Üç Boğaziçili kadın araştırmacı en kritik organımız için çalışıyor

TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı 2247-A Ulusal Lider Araştırmacılar Programı kapsamında bu yıl Boğaziçi Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Huriye Erdoğan Dağdaş, Dr. Öğr. Üyesi Sema Dumanlı Oktar ve Dr. Öğr. Üyesi Nazan İleri Ercan seçildi. Bu kapsamda bilim insanlarına çalışmaları için maddi destek sağlanırken, projelere dahil olan doktora öğrencilerine de burs desteği verilecek. 

Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Huriye Erdoğan Dağdaş, üç yıl için sağlanan kaynakla, karaciğerde toksinlerin birikmesine neden olan ilaçların neden olduğu mekanizmayı araştıracak ve bu tip etkilere sahip olmayan yeni ilaçların geliştirilmesinde kullanılacak yeni bir test platform için araştırmalarını sürdürecek. 

Dr. Öğr. Üyesi Huriye Erdoğan Dağdaş, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) kimya alanındaki lisans ve yüksek lisans eğitimi sonrası, kimya ve uygulamalı biyobilim alanında doktora çalışmasını dünyanın önde gelen üniversiteleri arasında yer alan ETH Zürih’te tamamladı. Belçika Vrije Brüksel Üniversitesi’nde yapısal biyoloji alanında doktora sonrası çalışmalarının ardından Türkiye dönen bilim insanı, önde gelen ilaç firmalarından birinde üç yıl biyoteknolojik ilaçlar için Ar-Ge alanında çalıştı. 2020'deyse Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi kadrosuna dahil oldu. 

"KARACİĞER ZARARLI MADDELER ÜRETEBİLİYOR"

Dr. Öğr. Üyesi Dağdaş, TÜBİTAK 2247-A programına seçilmesinin araştırmasına çok büyük ivme kazandıracağını belirterek projesinin arka planını şöyle anlattı:

“Vücudumuza aldığımız zararlı maddelere 'zenobiyotik' adını veriyoruz. Bunların sağlığımız için sistemimizden metobilize edilerek çıkması gerekiyor. Buysa büyük oranda karaciğerimizde gerçekleşiyor. Vücuda alınan bu zararlı moleküller, organımızda suda çözünür hale getiriliyor, ardından böbrek yoluyla sistemimizden atılıyor. Ama burada bir nokta var. Sisteme alınan bazı ilaçlar ‘detosfikiye’ yani toksik etkileri giderme mekanizması nedeniyle toksik yan ürünlere dönüşebiliyor ya da organımızda bulunan enzimler vücuda alınan ilaçlari yeteri kadar metabolize edemeyebiliyor. Karaciğer, bu ilk aşamada dışardan ilaçlarla gelen yabancı, vücuda zararlı molekülleri zararsız hale getirmeye çalışırken, bazı toksik yan ürünler ortaya çıkabiliyor. Bu ürünlerinse zamanla birikerek bedenden atılması çok daha zor hale geliyor. Bu da karaciğer yetmezliğine varabilen rahatsızlıklara neden oluyor."

 

"ZARAR VEREN MEKANİZMAYI AYDINLATACAĞIZ"

Bilim insanı, kanser gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların karaciğerde metobilizasyonu onucunda yan toksik ürünlerin ortaya çıkabilidiğini belirtiyor. Ailesinde de karaciğer yetmezliği sorunları olan Dr. Öğr. Üyesi Dağdaş, TÜBİTAK’ın desteklediği projesiyle bu mekanizmayı daha iyi anlamak ve buna göre yeni karaciğer dostu ilaçların geliştirmesi için araştırmalarını yapacağını belirterek, “Projemiz işin hem temel hem de uygulama yönünü içinde barındırıyor. Kemoterapi gibi tedavi yöntemlerinde kullanılan bazı ilaçların karaciğere zararı olduğu biliniyor ve buna göre dozları ayarlanıyor. Ancak bunun altında yatan mekanizma aslında tam olarak bilinmiyor. TÜBİTAK projemizle bu mekanizmayı aydınlatmayı ve ilaçların metabolizasyonu sonucu oluşan yan toksik ürünleri yüksek miktarda üretip toksikolojik çalışmalara kolaylık sağlamayı hedefliyorum. Çalışmamız dahilinde kullanılacak ilaçlar ve bakteriyel sistemler dahil olmak üzere; soruna hem mekanizmasal hem de uygulamaya yönelik yaklaşımımızla, hedeflediğimiz proje bu açıdan ilk olarak tanımlanabilir" dedi.

 

"ÇALIŞMALAR İLERLEDİKÇE SEKTÖREL İŞ BİRLİĞİ MÜMKÜN"

Dr. Öğr.Üyesi Huriye Erdoğan Dağdaş çalışmalar ilerledikçe, karaciğere zarar vermeyecek yeni ilaçların geliştirilmesi için akademik ve sektörel iş birlikleri yapılabileceğini de belirtti:

"TÜBİTAK sağladığı 750 bin TL ve doktora düzeyindeki öğrencilerimize sunulan burs imkanıyla, çalışmamızı hızlandıracak. Üç yılda istediğimiz yolu alacağımızı düşünüyorum. Böylelikle kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan, özellikle aşırı dozlarda karaciğerde ortaya çıkardığı toksik etkiyle, organ yetmezliğine varan büyük tahribatlar yaratan bu ilaçların etki mekanizmalarını anlamayı, piyasada olan ya da henüz araştırma aşamasında olan ilaçlar için optimal test platformu geliştirmeyi hedefliyoruz, bunun için yeni akademik ve sektörel iş birlikleri de kurulabilir." 

Bu haber toplam 870 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.